TEKSTİLİN YÜZ AKI OLMAYA ADAY ŞEHİR KASTAMONU
©  AŞAĞIDAKİ YAZI İHLAS MAGAZİN GRUBU TEKSTİL&TEKNİK DERGİSİNİN HAZİRAN 1998 SAYISINDA SAYFA 42’ DE YAYINLANMIŞTIR

EROL KARA* 1998

Kiren denilen Tarhana çorbası ile meşhur olan şehir , Atatürk’ün   şapka   devrimini   yaptığı   tarihten   yıllarca  önce , 1075  yılları  civarında  , Bizanslılar’dan   Türk’lere  geçmek  üzere     olduğu  günlerden  birine sahne idi.  Kaleyi  kuşatan  askerlerden  biri   çok  hırslı   ve  sabırsız görünüyordu. Yaşlı  askerlerden  biri  sabırsız  askere  yaklaştı.  “Oğlum  nedir  bu  sabırsızlığın   kastın  kime ” diye  sorar. Genç  asker “ kastım  Bizans  beyinin  kızı  Moni’yedir ,  beyim ” der. Ve  “ Kastım  Moni’ye ” diyerek  sözünü  tekrarlar .Bu olayın ardından  halk arasında Moni adı dillenir ve “ kastım Moni’ye ” sözü Kastamonu olur çıkar. astamonu adının bu olaydan geldiğini söyleyenler aslında, masal ve hikayeye aşk konularını eklemeyi seven Türk insanının hayal ürünü bir örneği olduğunu belirtmeden edemezler.. Gerçekten Kastamonu adının nereden geldiği pek bilinmemekle birlikte batı kaynaklı ansiklopedilerden birine göre şehrin,  Bizans imparatorluk hanedanından Komnenoslar tarafından kurulduğu ve adının da yine bu ailenin kentin bulunduğu alana yaptırdığı “ kastra komnenin  ” ( komneni kalesi ) ‘ den geldiği söylenir. Bizans döneminde “ kastamon ” adıyla anılan kent bugüne KASTAMONU olarak kalır. Bu anlatımın  bir iddia olduğunu söylemiştik.....İddia diyoruz zira Hıristiyan Batı Emperyalizmi kasıtlı olarak Anadolu’nun her kentini Yunanca bir kelimeye bağlamak istediklerinden bu tür yaklaşımı ansiklopedilerin satırları arasına gizlemişlerdir. Cumhuriyet döneminde Kastamonu olarak adı  Kastamoni’den düzeltilen şehre Müslüman Araplar  Kastamuniye demiştir.  Eski çağlarda bu bölgeye yerleşen  Sümerlerin bir kolu olan  “ Gas ” lar buraya  “ Gasların şehri “ anlamında “ gastumanna ” adını vermiştir. Burayı ellerine geçiren Bizanslılar kentin adını  “ kastamon  ” olarak değiştirmiştir.

                Kısaca tarihine değindiğimiz Batı Karadeniz bölgesinin en mütevazı illerinden biri olan , daha düne kadar bugün İstanbul’a bağlı durumda bulunan Üsküdar ilçesinin vilayet merkezi olan 37. İlimiz Kastamonu... Bir tarafı Ilgaz dağlarına dayanan Gökırmak üzerinde ilk yerleşim alanları kurulan , bir yanı Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla boğuşan Kastamonu , bulunduğu alanın engebeli ve işlek Anadolu yollarına göre sapada kalması yüzünden fazla kalabalık olmayan bir şehrimizdir. Türk ’ lerin eline geçtikten sonra hiç bir zaman düşman istilasına uğramamış ve ezici çoğunlukta Türk’ lerin yaşadığı bir ilimiz olan Kastamonu, Kurtuluş savaşı öncesi ve sonrasında Milli Müdafaa  çalışmaları sırasında gösterdiği etkin gayretlerle tarihte kendine büyük bir yer ayırmıştır. Ondokuzuncu asırda dokumacılık ve dericilik sanayinda çok ileri durumda bulunan Kastamonu Kurtuluş Savaşı sonrası yıllarda dokumacılığını küçük atelyelere döndürerek içine kapanmaya başlamıştır. Böylece semt pazar ya da panayırlarında satabileceği şekilde dokuma ürünleri veren Kastamonu  Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği olağanüstü çabalarla elinde avucunda neyi varsa askeri malzemeye dönüştürmüş gerek kendilerinin elde ettiği gerekse İstanbul’dan gönderilen cephaneleri İnebolu’dan  Kastamonu yoluyla kağnılarla ya da kadınların omuzlarında  cephelere   taşımışlardır. Yokluktan ve daha bir çok nedenlerden dolayı sanayisine ağırlık vermeyi bırakan halk başta İstanbul olmak üzere diğer vilayetlere göç etmeye başlamıştır. Ayrıca, tarihte en az dokuz kere ortalaması 7 şiddetinde depreme maruz kalmış şehirlerimizden biridir, Kastamonu...      

         Kastamonu, orman alanları bakımından zengin bir yöre konumunda olmasına karşın  ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayanıyor. Pirinç ve mısır türünün dışında  buğday ve diğer tahıl ürünleri gelir .Devrez vadisi üzerinde yer alan Tosya ‘nın pirinci dünya kalite standardında yer edinmiş bir ürünüdür. Şekerpancarı, patates ve sarımsak başlıca ticari ürünler arasında yer alır. Kastamonu halkının geçim kaynaklarından biri de dokuma ve kenevir bükme el sanayi gelişmiştir. Evlerin bir çoğunda pamuk ipliği ile çarşaf ve benzeri pamuklu dokumaların her çeşidi dokunur. Kenevir liflerinden halat, urgan, sicim ve kınnap yapılır. Her ne kadar geçimini tarıma dayalı ekonomiye bağlasa da Kastamonu en fazla göç veren şehirlerimizin başında gelmektedir. Bunun tek sebebi engebeli bir arazi ve geniş orman alanlarıyla kaplı olmasıdır. Karadeniz kıyısındaki İnebolu limanı ile İç Anadolu‘ya Kastamonu üzerinden yeni yolların yapılması bir bakıma bu sapalığı önlemiştir.

              Her ne kadar Kastamonu denilince Tosya’nın pirinci, Arac’ın keçisi, Küre’nin piriti, Taşköprü’nün sarımsağı ya da hepsi bir yana etli ekmek akıllara geliyorsa da bundan böyle  Kastamonu’ya yapılan tersine göçlerin bir etkisi ile artık Tekstil ürünlerinde de  MADE İN KASTAMONU etiketlerini de görmeye başlayacağız.

              Kurtuluş Savaşında verdiği üstün gayretlerden sonra mütevazı yaşamına dönen Kastamonu 1990 yıllardan sonra yeni bir canlanma içinde görülmeye başlanmıştır. Yıllarca önce tekstil ürünleri olarak ilk işletme Taşköprü’de bulunan Taşköprü Kendir fabrikası sayılabilir. Burada urgan,sicim ve kanaviçe gibi ürünler üreten fabrikanın yanı sıra sayıları 500’e varan dokuma atölyeleri yer almaktadır. Aslında hiç bir zaman tekstilden uzak kalmayan bir şehir olan Kastamonu,  giderek kayıplara karışan Kastamonu yazmasıyla da  meşhurdur. Bu canlanmanın temelinde yatan yegane sebeplerden biri,  Başta İstanbul olmak üzere değişik yerleşim merkezlerinde birer sanayi yatırımcısı olan işadamlarının baba ocaklarına olan vefa borçlarının ödenmesi amacı gelmektedir. Yurdun değişik yerlerinde bulunan veya Kastamonu’dan dışarı çıkmayan nüfusu sınırlı üretim veren topraktan kurtarıp sanayie döndürmek isteyen Kastamonulu işadamları kolları sıvamaya başladı. Bu sanayileşme süreci içinde kurulan Kastamonu Holdingin bugün 500 ortağı bulunurken aralarında tekstil dünyasından tanınan ancak Kastamonu’lu olmasa bile Kastamonu’yu seven işadamlarının oluşu dikkate değer bir sayıdadır. UKİ’nin sahibi Turan Sarıgülle, Kığılı Tekstil’in sahibi Abdullah Kığılı birer örnek olurken Kastamonu’lu işadamlarından Boyner Holdingin sahibi Cem Boyner Beymen mağazalarında satılmak üzere Kastamonu’daki el tezgahlarında üretilen dokumalara  yatırım yapmak amacıyla geçen yıl başladığı araştırmalarını pekiştirmeye başladı bile. Kastamonu Valiliğindan de alınan bilgiye göre Beymen yetkilileri, 1996 yıllarının yaz aylarında Kastamonu dokuması üzerinde araştırmalar yapmış ve seri üretim yapılması halinde dokuma alabileceklerini valiliğe iletmiş bulunuyorlardı. Bunun yanı sıra Boyner ailesi ata toprakları olan Kastamonu’nun Tosya ilçesinde yoğunlaşacak yatırımlar yapmak için bir yandan da çalışmalarını sürdürmektedir. Tabii tekstil sadece bunlarla kalmıyor.Trend Tekstil, Batuhan Tekstil, Öztek Tekstil ve Ramsey ve kurulma aşamasında bulunan Bisse Gömlekleri Kastamonu’da faaliyete geçen ya da geçecek olan işletmelerden sadece bir kaçı...Kastamonu Holding olarak kurulan ve bugün üye sayısı 500’ü geçen kuruluşun başkanı olan Sudi TOPAL 5000’e yakın kişinin istihdam edileceği düşünülen tekstil yatırımları için daha şimdiden  buralarda çalışacak genç kesim için şehirde çeşitli kurslar açıldığını belirtmektedir.

KAYNAKLAR
------------------------------------------------------------------

Türkiye Gazetesi. Yeni Rehber Ansiklopedisi. 1993
HÜRRİYET BUSINESSWEEK .  8 SUBAT 1998
POWER DERGİSİ . OCAK 1998
4 .   KONFEKSİYON & TEKNİK . EYLÜL 1996
KONFEKSİYON & TEKNİK . MART 1997

 
               
               

Webmasterim.Com