|
· İkinci Bayezıd’ın bir kız çocuğu olmuş, 20 yaşına kadar hiç konuşmamış. İkinci Bayezıd sultan kızının bu rahatsızlığına bir çare bulmak için her tarafa baş vurmuş. En sonunda kendisine evliyadan olan Abdal Hasan tavsiye edilmiş. Sultan Bayezıd itimat ettiği yakın adamlarıyla Dilsiz Sultan’ı Abdal Hasan Hazretleri’ne göndermiş. Padişahın adamları köye yaklaşırken Abdal Hasan Hazretleri’de kendi yakınlarıyla onları karşılamış; ve “kızım konuş” demiş; Dilsiz Sultan; “Selâmetü’l-İnsan, fî hıfzı’l-lisan” (İnsanın selâmeti dilini tutmasında, muhafaza etmesindedir) demiş ve konuşmaya başlamış... · Başka bir rivâyette. Padişahın adamları, köye girmeden evvel “yapılı Pınar Suyu” diye bilinen suyun başında mola verip çadır kurmuşlar. Biraz istirahatten sonra, ormanda güzel güzel öten keklik sesini duyunca avlanmaya çıkmışlar. Vurdukları kekliği kanı aka aka Bayezıd’ın kızına sunmuşlar, o zaman kız dile gelmiş; “A mübârek hayvan, dilini tutup ötmeseydin bu bela başına gelmeseydi” diye konuşmuş... Bunu duyan adamlar koşmuşlar, durumu İkinci Bayezıd’a müjdelemişler. Bundan çok memnun olan Sultan Bayezıd kızının İstanbul’a dönmesini istemiş. Kızı: “Ben bulacağımı buldum, İstanbul’a dönmem” demiş... Babasına muvâfakat etmemiş... Bunun üzerine bu köye türbe yaptırmış. Ve oradaki mevcut tekke ve zaviyeyi, medrese ve hamamı yeniden imar ettirerek vakf etmiş... · “Tekke Yaylası” denilen mevkide köylüler, Abdal Hasan Hazretleri’ne ait sürüden ayrılan bir kuzuyu yakalayıp keserler ve kebap yaparlar. Yemeye başlayacakları bir sırada kapı vurulur Kapıyı açtıklarında Abdal Hasan Hazretleri’ni karşılarında bulurlar, içeri buyur ederler. Kuzuyu, kemiklerini bir yere toplayıp hep birlikte yerler. Kuzu bitince; Abdal Hasan Hazretleri: “Ben dua edeyim, siz de amin deyin” buyurur. Dua bitince kuzu meleyerek ortaya atılır. Oradakiler hayrete düşerler. Günahlarına tevbe ve istiğfar ederek iyi insan olma yoluna girerler.
|