|
|
|
Kastamonu dolayısıyla Taşköprü tarih boyunca düşman istilasına uğramamış "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesine dayanarak Türk topraklarına yapılan her saldırıda düşünmeden bağrını düşmana siper etmiş bir yerleşim yeridir Vatanın her yerini kendi toprağı olarak belleyen Taşköprü halkı binlerce gencini Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarının öncesinde de Yemen , Balkan , Rus, 1. Dünya savaşlarının her cephesine katılarak şehit ve gazilerini vermekten çekinmemiştir. Kastamonu, Kurtuluş Savaşında da işgal görmemekle birlikte başta Konya ve Ankara'dan sonra en çok şehit veren üçüncü ilimiz olmuştur. Yöre halkı düşmanın yurdu işgaline karşı büyük tepki göstermiş; bir çok protesto mitingi düzenlenmiştir. Bunların içerisinde en dikkate değer olanlardan biriside 10 Aralık 1919'da hanımların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri İlk Türk Kadın Mitingi olmuştur. Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olan Kastamonu İnebolu Limanından Ankara'ya malzeme, cephane ve asker sevkiyatında büyük yararlılıklar göstermiştir. Yöre halkı yaz-kış demeden bölgenin güç ulaşım koşullarına rağmen top yekun bu mücadeleye destek vermiş; Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş bu olağanüstü fedakarlığın ve cesaretin sembol isimleri olmuştur.İnebolu'da Kayıkçılar Loncası İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmişlerdir. Türkiye'nin çağdaşlaşmasında da Kastamonu'nun ayrı bir yeri vardır. Büyük önder Atatürk 23-31 Ağustos 1925 tarihleri arasında "Şapka ve Kıyafet Devrimi"ni Kastamonu ve İnebolu'da başlatmıştır.Bu ziyarete ilişkin fotoğraflar Atatürk'ün Devrimin ilk söylevini verdiği Kastamonu Arkeoloji Müzesi Atatürk Salonu'nda sergilenmektedir.
Bu
noktada babamdan dinlediğim bir anektoda da burada yer vermek istiyorum. "Babam askerden geldiğinde 14 yaşındaydım. 12 yıllık bir savaşın ardından üstü başı perişan , botlar yerine çarık giymiş sakallı bir adam olarak evine dönmüştü. Yorgun ama vakarlı bir duruşu vardı. Annam bu yılların hasretinden ve hiç bir haber alamadığı kocasını karşısında görünce adeta şok olmuştu. Yıllarca ondan savaşın , düşmanın , cesaretin öyküsünü dinledim. Hiç unutmadığı anısı ise " İngilizlerle Mekke'de sulh yapılıyordu. Araplara dolayısıyla İngilizlerin olan bu yerleri bırakmadan önce bizi topladılar. "Sizlere iş , aş ve eş vereceğiz. En güzel yerlerde ev , en güzel işler ve en güzel kadınlarla sizi evlendireceğiz.. Bunları isteyenler var ise gemilere binin İngiltere'ye götürelim. Orada hayatınızın en güzel yıllarını geçirin" dediler. Aramızdan iki kişi çıktı. İngiliz kumandan bunlara adını sorunca Sarkis ile Yorgi dediklerinde siz Müslüman mısınız diye tekrar sordular. Onlar yahudi olduklarını söyleyince " Bize Müslüman olup , dininden vazgeçecek Türk lazım, sizin gibi vatan haini dönek lazım değil diye bağırdı. Geride yerinden kımıldamayan bizlere dönerek "Aranızdan gelmek isteyen yok mu ? " diye sorduğunda hepimiz hep birden " LA İLAHE İLLAHLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH " diyerek tekbir getirdik. Bizlerin asla dönmeyeceğini anlayan kumandan hiddetlenerek öne çıkan iki yahudi dönmesini orada kurşunlattı." Hainler yaşamamalı " dedi. İşte bu tür insanlarla dolu Taşköprü dolayısıyla Kastamonu...
|