|
TÜRBELER

Kastamonu “Evliyalar Şehri” olarak da ünlenmiştir. Başta Şeyh
Şa’bân-ı Velî olmak üzere birçok alimden kalan eserler ve hatıralar
Kastamonu’yu din turizminde ilgi odaklarından biri haline getirmiştir.
ŞEYH ŞABÂN-I VELÎ (Hazret-i Pir)
Geniş bilgi için tıklayınız
Şa’ban Efendi’yi hayırsever bir hanım himayesine alarak tahsil
yaptırmış ve tamamlaması için İstanbul’a göndermiştir.
İstanbul’da gerekli ilimleri tamamladığından, hocalarınca
“icazetname”si verilerek ilim neşrine müsaade edilmiştir.
Kastamonu’ya dönerken Bolu’da Şeyh Hayreddin Tokadî Hz.’ni
ziyaret etmiş ve burada 12 yıl kalarak olgunluğa erişmiştir.
Kastamonu’ya geldiğinde, önce Hisarardı Semtindeki Cemalettin
Mescidi avlusunda kalmıştır. Sonrasında Seyyid Sünneti Mescidi
avlusunda kalmış, bilâhare Seyyid Sünneti Mescidi’ndeki
Halvethanelerden birinde “erbaîne niyet edip, tamamladıktan sonra”
halk tarafından tanınmaya ve anlaşılmaya başlamıştır.
Halveti Tarikatı’nın Şa’baniye Kolunun kurucusu Şaban Efendi,
dostlarınca Honsalar Camii’ne davet edilmiştir. Bir süre sonra burası
yanınca, Eyüp Halife tarafından Seyyid Sünneti Mescidi’ne yakın bir
ev bağışlanmıştır. Hayatta iken kendisi ve şeyhleri için vakıfname
hazırlatmıştır.
4 Mayıs 1569 tarihinde vefat edince, yerine Osman el Halvetî geçmiştir.
1925’de tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar 20 zât Halvetî
Tarikatı’nın irşadını sürdürmüştür. En son Şeyh Hüseyin Çerkeşi’dir.
Cami; türbe, kütüphane, hazine, ahşap konaklar ile tam bir külliyedir.
Cami’nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Kitabesinden M. 1580 yılında
3. Murad’ın Hocası Suca Efendi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Cami, aynı zamanda Halveti Dergâhı olduğundan, içeride, arka tarafta
halvethaneler sıralanmaktadır. M. 1702 yılında, cami bitişiğindeki
derviş odaları, mutfak, pencereler ve halvetler tamir görmüştür. M.
1748 senesinde tekrar tamiratı yapılan külliyede, 1950’de Vakıflar
Genel Müdürlüğü’nce ve 1968 yılında Dernek tarafından tamiratlar
yaptırılmıştır.
Cami’nin taban ve tavanı ahşaptır. Mihrap alçı süslüdür.
Minber ve vaaz kürsüsü ahşap üzeri sedef işlemelidir. Türbenin yapımına,
M. 1575 yılında (Şeyh Şa’ban-ı Velî Hz.’nin ölümünden 7 sene
sonra) başlanmıştır. Sultan Ahmed’in Sadrazamı Murat Paşa’nın
Kethüdası Ömer Bey tarafından M. 1612 yılında, demirli pencerelerin
üzerine kadar duvarları ördürülmüştür. İki yıl aradan sonra, Küre
Kadısı Ulemadan Ökkeş Efendi ile Dergâh-ı Âli Kapucubaşlarından
Mehmet Ağa’nın, Ulemadan Derviş Ömer Fuadî’nin himmetleri ve
Kastamonu halkının yardımları ile tamamlanmıştır. (M. 1615)
Türbe içinde, Şa’ban Efendi ile yakınları, Postnişinleri olmak
üzere 16 lahit vardır. Görkemli olan Şa’ban Efendi’nin sandukası
dövme demirden parmaklıklı, kafesle çevrili olup, üzerindeki Puşide,
Şekerzade Şeyh Mehmet Efendi tarafından hazırlattırılmıştır.
Cami, kıble duvarının önünde Seyyid Sünnetî Efendi’nin (vefatı
H. 864 - M. 1469) kabri; dergâh haziresinde de ulemadan, ricâlden medfun
olanların kabirleri bulunmaktadır.
Türbe yanında incecik akan Asa Suyu, berrak ve hafif sudur. Zemzem
suyu tadında olduğundan, halk ve ziyaretçiler tarafından şifalı olduğu
inancı mevcuttur.
BENLİ SULTAN TÜRBESİ
(Merkez)
Kastamonu il merkezine 18 km.
uzaklıktaki Ilgaz
Dağları eteğindeki
Ahlatköyü’nde (Lat Köyü) Benli Sultan Mahallesi’nde bulunan bu türbe,
Yavuz Sultan Selim döneminde yaşamış Mutasavvıf Benli Sultan için
yaptırılmıştır.
Nakşibendi Şeyhi olan zâtın doğum yeri, tarihi
bilinmemektedir. Ölümü ise, dostu olan Şeyh Şa’bân-ı Velî
Hazretlerinin M. 1568 yılındaki ölümünden 3-5 yıl öncesi olması
muhtemeldir. Cami, türbe, aşevi ve külliye durumundaki kompleksin hangi
Osmanlı Padişahı döneminde yapıldığına dair kayıt yoktur. Şeyh
Muhittin Ebu Şâm’e Benli Sultan denilmesi; yanağının birinde büyükçe
bir “ben” bulunmasından gelmektedir.
Türbe moloz taştan yapılmış olup,
duvar örgüsünde yer yer tuğlaya rastlanmaktadır. Türbe kare planlı olup, üzeri
kubbe ile örtülüdür.
KARANLIK EVLİYA TÜRBESİ
Kastamonu, Merkez, İbn-i Neccar Mahallesinin Türbe Sokağındadır.
Vakıflar idaresince şahsa satılan bahçenin içindedir. Bina, kesme taştan
8 köşeli ve iki katlı olarak yapılmış, üzeri kubbe ile örtülmüştür.
Sanduka alt katta bulunmaktadır. Alt kata basit kemerli bir kapıdan
girilmektedir. Yanında sonradan yapılmış bir de mescit bulunmaktadır.Türbe,
tamamen Selçuklu tipi bir eserdir. İnşaat tekniği, iki katlı oluşu
bu fikri teyit etmektedir. Kitabesi yoktur. Yazılı eserlerde de hakkında
başka bir bilgiye rastlanmamıştır. Kastamonu’nun en eski türbelerinden
biridir. Çobanlar Devri Hükümdarlarından birine ait olduğu tahmin
edilmektedir.
ABDAL HASAN TÜRBESİ
(Taşköprü)
Kastamonu
Taşköprü' ilçesinin güneyinde Abdal hasan Köyü’nde bulunan bu türbede
gömülü olan Abdal Hasan’ın kim olduğu bilinmemektedir. Eski tapu
kayıtlarında bu köyün ismi Totaş olarak geçmekte, buradaki dergahın
şeyhlerinden birinin Muhammed Veledi Veli Dede, diğerinin de Muzaffer bin
Seydi olduğu yazılıdır. Ayrıca bu tapu kayıtlarında Sultan Beyazıt
döneminde burada bir zaviye yapıldığı da belirtilmiştir. Ancak bu
padişahın Yıldırım Beyazıt mı yoksa Sultan II.Beyazıt mı olduğuna açıklık
getirilmemiştir. Bu tarih, 15. yy.’ın son ve 16. yy.’ın ilk yıllarında olması icap
etmektedir. Çünkü, 2. Bayezıd
M. 1481-1512 yılları arasında
saltanat sürmüştür.
Türbe moloz taştan yapılmış duvar örgüsüne yer yer tuğla hatıllar
yerleştirilmiştir. Türbe 5.00x5.00 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri
çatı ile örtülüdür. Basit bir girişi olan türbe kapısının solunda bir
onarım kitabesi bulunmaktadır: Bugün
ahşap tavanlı olanı yapının, daha önce üzerinin kubbeli olduğu sanılmaktadır.
Doğudaki giriş kapısının sağındaki sanduka Abdal Hasan
Hazretlerine, soldaki Dilsiz Sultan’a aittir.
“Feth-i bab et gir içeru
Kıl namazı et tazarru
Rabbine eyle niyazı”
Taşköprü Abdal Hasan Köyü içinde, cami, türbe, hamam, tekke
binası ile bir külliyedir. Abdal Hasan Hazretlerinin doğum yeri ve
tarihi hakkında bilgi yoktur. Horasan’dan geldiği zannedilmektedir.
Yazılı belge olmamakla birlikte 2. Bayezıd zamanında yaşadığı söylenir.
M. 1582 yılında, köyün adının (Totaş) olduğu ve Şeyhlerinin
Mehmet Veledi Dede ile Muzaffer Bin Seydî Efendiler oldukları, aynı
zamanda Sultan Bayezıd Han’dan Zaviye olarak nişanlı olduğu kayıtlarda
geçmektedir.
SACAYAKLI SULTAN TÜRBESİ
Kuzkaya-Hacıveli Köyü’nün Şeyh Mahallesinde bulunan, diğer adıyla
Sacayaklı Sultan (Mehmet Efendi Hz.), Şeyh Şa’bân-ı Velî’nin en
fazîletli halifelerinden biridir. Türbe Kastamonu’ya 18 km’dir. M.
1662 yılında yapılmıştır. Çatısı ahşap, üzeri kiremitle örtülüdür.
Ortada Şeyh Mehmet Efendi, sağda hanım, solda oğlu Recep Efendi
yatmaktadır. Doğudaki kapı girişinde bulunan 3 kabir, mensuplarından
olan kimselerdir.
ADİL BEY TÜRBESİ
Kastamonu’nun 15 km. güneydoğusundaki aynı adla anılan köydedir.
Türbeyi, Candaroğlu Hükümdarı Adil Bey’in yaptırdığı ve onun adına
yapıldığı sanılmaktadır. Türbede kitabe yoktur. İki katlı olarak
moloz taştan harçla yapılmıştır. Alt kat dört köşe, üstü ise
sekiz köşelidir. Üst kata iki yanlardan taş merdivenle çıkılmakta
ve kanatlı bir kapıdan girilmektedir. Türbe Selçuklu geleneğinde yapılmıştır.
Kastamonu’daki Candaroğulları Türbeleri lahitlerine benzer lahitlerin
bulunması, Candaroğulları hükümdarlığına ait olduğunu göstermektedir.
HEPKEBİRLER SAHABE TÜRBESİ
Cami M. 1675 tarihinden önce yapılmıştır. Yaptıran belli değildir.
Moloz taşından harçla inşa edilmiştir. Çatısı ahşap üzerine
kiremitlidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait caminin kuzey ve batısına
bitişik türbelerden dolayı Hepkebirler diye anılır. Caminin girişinin
sol tarafında bulunan 9 kabirden ortadaki sanduka (Samur Dede) diye
biliniyor. Diğerleri bilinmemektedir. Batıda bulunan 4 kabirden birisi,
İstanbul’daki Eba Eyyüb el-Ensarî Hazretleriyle İstanbul’un fethi
için yola çıkan, her nasılsa burada kalan, Ashabdan Kaysü’l-Hemedânî
Asgar Hazretleridir. Türbenin adı; burda yatan kimselerin hepsi büyük
insanlar mânâsında “Hep Kebirler” olarak bize kadar gelmiştir.
İsmail Bey Türbesi (Merkez)
Kastamonu il merkezinde, İsmail Bey Mahallesi’nde, Şeyhinşah kayası diye tanınan
tepe üzerindeki Candaroğulları’nın sonuncusu İsmail Bey’in (1443-1460) Türbesi,
yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Türbe 1460 yılından
önce yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.
Caminin kuzeybatısında bulunan türbeyi, Candaroğlu İsmail Bey kendisi ve
yakınları için yaptırmıştır. Ancak, Fatih Sultan Mehmet tarafından Filibe’ye
gönderildiğinden buraya gömülememiştir. Bu nedenle de kapısı üzerindeki kitabe
yeri boş bırakılmıştır.
Türbe kesme taştan 9.80x9.80 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri sekizgen
kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Silmeler ile dikdörtgen çerçeve içerisine
alınan giriş kapısının köşeleri duvara yapışık küçük sütunlarla yumuşatılmıştır.
Giriş kapısı basık kemerlidir. Türbe duvarlarında birer dört köşe pencere ile
kubbe kasnağında da dört küçük mazgal penceresi bulunmaktadır. Türbe içerisinde
on bir mezar bulunmaktadır. Bunlardan beşi, Seyyid Alaaddin, Mevlana Safiyuddin,
Emir İshak Bey, Aşre Hatun ve Azade Hatun’a aittir. Diğer mezarların kitabeleri
bulunmamaktadır.
Atabey Muzaffereddin Gazi Türbesi (Merkez)
Kastamonu Atabey Mahallesi’nde, Çobanoğulları döneminde 1273’te yapılan Atabey
Camisi’nin yanında bulunan türbenin yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Türbe moloz taştan ve tuğladan yapılmış olup, dıştan silindirik, içten de
sekizgen planlıdır. Üzerini örten ahşap kubbesi kurşunla kaplıdır. Türbe
içerisinde Kastamonu Fatihi Muzafferiddin Atabey’den başka kızı ile
Kırkkızlardan bir şehidin mezarı bulunmaktadır.
Karanlık Evliya Türbesi (Merkez)
Kastamonu İbn-i Neccar Mahallesi’nde bulunan bu türbenin Çobanoğulları dönemi
hükümdarlarından Hüsameddin Çoban’a ait olduğu sanılmaktadır. Kitabesi
bulunmamaktadır.
Kastamonu’nun en eski türbelerinden olan bu türbe, kesme taştan sekizgen planlı
ve iki katlı yapılmıştır. Türbe içten çift cidarlı kubbe ile, dıştan da sekizgen
piramidal bir külah ile örtülmüştür.
Hepkebirler Türbesi (Merkez)
Kastamonu’da bulunan Hepkebirler Türbesi’nin ne zaman yapıldığı ve kime ait
olduğu kesinlik kazanamamıştır. Türbe içerisinde gömülü olan şahsın, Eyüp El
Ensari (Eyüp Sultan) ile İstanbul’un fethine katılmak için yola çıkan Kays-ül
Hemadani Asgar olduğu söylenmektedir.
Türbenin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Dikdörtgen planlı
kesme taştan yapılmış olan türbenin üzeri çatı ile örtülüdür.
Aşıklı Sultan Türbesi (Merkez)
Kastamonu Kalesi’nin yakınında bulunan bu türbenin, Kastamonu’nun fethi
sırasında şehit düşerek aynı yere gömülen bir kumandana ait olduğu
sanılmaktadır.
Bu türbe bazı araştırmacılar tarafından Eyvan Türbe olarak nitelendirilmiştir.
Büyük olasılıkla da bu türbe bir medreseden günümüze gelebilen bir bölümdür.
Türbe iki katlı olup, mimari üslubundan XII.-XIII.yüzyıl Selçuklu yapısı olduğu
sanılmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan türbenin mumyalık kısmında beş kişi
gömülüdür.
Müfessir Alaüddin Türbesi (Merkez)
Kastamonu Kale Kapısı Semtinde, bir tepe üzerinde bulunan bu türbenin,
Candaroğlu Hükümdarı Şemsettin Yaman Candar tarafından 1289 yılında yaptırıldığı
vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir.
Müfessir Alaüddin, Belh veya Buhara’dan gelmiş bir tefsir alimi olarak
tanınmaktadır. Müfessir Alaüddin’in Farsça bir tefsir kitabında doğru olmayan
hadisleri incelemiş ve onları reddetmiştir.
Türbe moloz taştan yapılmış, üzeri de ahşap bir kiremitli çatı ile örtülmüştür.
Adil Bey Türbesi (Merkez)
Kastamonu Terzi Köyü’nde bulunan Adil Bey Türbesi’nin yapım tarihi
bilinmemektedir. Bununla beraber Candaroğlu Adil Bey’in 1345-1361 yıllarında
hükümdarlık yaptığı göz önüne alınırsa, türbenin de 1361’deki ölümünden sonra
yapıldığı sanılmaktadır.
Türbe kesme taştan iki katlı bir yapıdır. Duvar örgüleri arasında yer yer tuğla
dizileri bulunmaktadır. Alt katı kare planlı, üst katı dıştan yedi köşeli, içten
de silindirik gövdelidir. Türbenin üzeri içten kubbe, dıştan da sivri bir külah
ile örtülmüştür.
Hatun Sultan Türbesi (Merkez)
Kastamonu Kırkçeşme Mahallesi’nde bulunan bu türbe, Sultan Çelebi Mehmet’in kızı
Hatun Sultan için 1436 yılında yapılmıştır. Hatun Sultan aynı zamanda Fatih
Sultan Mehmet’in halası, Candaroğlu İbrahim bey’in de eşidir.
Türbe, kesme ve moloz taştan kare planlı olarak yapılmış, üzeri de basık bir
kubbe ile örtülmüştür.
Şeyh Mehmet Efendi Türbesi (Merkez)
Kastamonu il merkezine 18 km. uzaklıktaki Hacı Veli Köyü’nde, Şeyh
Mahallesi’ndeki bu türbe, Şeyh Şaban-ı Veli’nin halifesine aittir. Türbe 1662
yılında yapılmıştır.
Kesme taş ve tuğladan yapılan türbede Şeyh Mehmet Efendi ile eşi ve oğlu
gömülüdür. Türbenin yanında cami ve bir de imaret olduğu sanılmaktadır.
Şeyh Mustafa Türbesi (Merkez)
Kastamonu Kırkçeşme Mahallesi’nde, Selçuk Sokak ile Kırkçeşme Caddesi’nin
kesiştiği köşede bulunan türbe, 10.91x9.25 m. ölçüsünde moloz taştan yapılmış
ahşap çatılıdır. Zamanla harap olmuş ve yıkılmıştır.
Türbe içerisinde Şeyh Mustafa’nın yanı sıra 14 sanduka daha bulunmaktadır.
Şeyh Musa Türbesi (Taşköprü)
Kastamonu Taşköprü ilçesinin kuzeyinde, Kornapa Köyü’nde bulunan Şeyh Musa
Türbesi’nin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Giriş kapısının
sağındaki kitabede Kuran’dan alınma bir ayet yazılıdır. Bu ayetten sonra “Şekur
Oğlu Zâde Emin Ağa 1250 (1834)” yazılıdır. Ancak bu ismin ne amaçla ve türbeyle
bağlantısının ne olduğu anlaşılamamıştır. Ayrıca türbe içerisindeki mihrapta bir
başka kitabe daha bulunmaktadır. Bu kitabede,
”Nasrun minallahi ve fethun karib ve başşir
El-mü'minine ya Muhammed, Vakafe Haz
El-ayn Detlu Hatun ahade aşare semanimiye” yazılıdır.
Ancak bu kitabe buraya ait olmayıp, 1408 yılında yapılmış bir çeşme kitabesidir.
Bu kitabe sonradan çeşmeden alınarak buraya konulmuştur.
Türbe moloz taştan yapılmış olup, üzeri harçla sıvanmıştır. Mimari yönden
herhangi bir özellik taşımamaktadır.
Yavaşça Sultan Türbesi (Taşköprü)
Kastamonu Taşköprü ilçesi, Akdoğan Tekkesi Köyü’nde bulunan bu türbenin, Horasan
erenlerinden İsa Bey Zâde’ye (Yavaşça Sultan) ait olduğu kitabesinden
öğrenilmektedir. Yavaşça Sultan 1484 yılında ölmüştür. Türbenin de aynı tarihte
yapıldığı sanılmaktadır.
Türbe moloz taştan yapılmış, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Mimari yönden
son derece basit bir yapıdır. Türbe içerisinde Yavaşça Sultan’ın mezarından
başka bir sanduka daha bulunmakta olup, bunun kime ait olduğu bilinmemektedir.
Yumacık Köyü Türbesi (Azdavay)
Kastamonu Azdavay ilçesi, Yumacık Köyü’nde bulunan türbenin Sultan Abdülmecit’in
eşine ait olduğu ileri sürülmektedir. Türbe 1905-1907 yılları arasında Muhammet
Sami Ahireddin Efendi tarafından onarılmıştır.
Türbe moloz taştan yapılmış olup, orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır.
Haracoğlu Türbesi (İhsangazi)
Kastamonu İhsangazi
ilçesinde, İsalar Mahallesi’ndeki Haracoğlu Türbesi’nin Horasanlı Şeyh Saadeddin-i
Haraci’ye ait olduğu sanılmaktadır. Türbenin ne zaman ve kimin tarafından
yaptırıldığı bilinmemektedir. Ayrıca Şeyh Sadettin Haraci’nin burada yaptırdığı
dergah ve diğer yapılardan günümüze hiçbir iz gelememiştir.
Türbe taş duvarlı bir bahçe içerisinde, tuğladan çokgen planlı yapılmış, üzeri
çatı ile örtülmüştür. Mimari yönden bir özelliği bulunmayan bu türbe yakın
tarihlerde yeniden yapılmıştır.
Kurt Şeyh Türbesi (Devrekani)
Kastamonu Devrekâni ilçesi Kurt Şeyh Mahallesi, Tekke Sokak’ta bulunan bu türbe
Nakşibendi tarikatının kurucularından Kurt Şeyh ismi ile tanınan İbni Esşeyh
Kurt Dede’ye aittir.
Kastamonu Valiliği’ndeki bu şeyh ile ilgili bir belgede 1028 (1618) tarihi
bulunmaktadır. Buna dayanılarak türbenin XVII.yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı
sanılmaktadır.
Moloz taştan yapılan türbe değişik dönemlerde onarım görmüş ve mimari yönden
özelliğini yitirmiştir.
Kastamonu ve Bediüzzaman
Bediüzzaman Hazretleri, 1936 yılının Mart ayında Eskişehir
hapsinden çıktıktan sonra Kastamonu’ya sürgün edilir. Üç ay polis
karakolunda ikamete mecbur edildikten sonra, karakolun tam karşısında
bir eve yerleştirilerek, sürekli gözetim altında tutulur.
Burada sekiz sene ağır bir baskı ve göz hapsi altında olur. Fakat
kesinlikle boş durmaz, polis nezaretinde çıktığı Kastamonu
Kalesi’nde ve Karadağ’da Risâle-i Nur’ların telifine devam eder.
(Târihçe-i Hayat, s. 247)
Buradayken talebelerine yazdığı mektuplar, “27. Mektub’un
Kastamonu Lâhikası” ismi altında müstakil bir eser haline getirilmiştir.
Yazdığı mektuplarda talebelerine, el yazısıyla risâleleri yazmalarının,
neşretmelerinin ehemmiyetini; Risâle-i Nur talebelerinin şimdilik küçük
gibi görünen hizmetlerinin hakîkatte kâinatta en büyük mesele olduğunu
ve birgün bu memlekette Risâle-i Nur’un nûruyla geniş çapta fütuhat
olacağını müjdelemekte, Risâle-i Nur’un dairesinin ve neşriyatının
temellerini, esaslarını tesis etmektedir. (A.g.e.)
Özellikle İnebolu ilçesinde çok fedâkâr ve aktif talebeleri yetişir.
Böylelikle Karadeniz çevresinde de Risâle-i Nur’lar rağbet görmeye
başlar. (A.g.e.)
Münâcât (3. Şuâ), Âyet-i Hasbiye (4. Şuâ), 6. Şuâ ve Âyetü’l-Kübrâ
(7. Şuâ) risâleleri Kastamonu’da telif ettiği eserlerdendir.
|